Ulu Cami ortasındaki havuz
Rivayete göre Yıldırım Beyazıdın babası tarafından Bursa’da başlanmış olan Ulu Cami’nin inşaatını tamamlamaya çalışırken inşaatın ortasında fakir bir kadına ait olan bir evi satın almak istediğinde sahibi evi satmadığı gibi, ikna etmek de mümkün olmamış.
Bir süre sonra kadıncağız vefat etmiş. Araştırma neticesinde varisi çıkmadığından ev yıktırılıp yerine Ulu Cami ortasındaki havuz yaptırılmış. (Osmanlı Fıkraları, çamlıca Basım Yayın)
Aklı kuvvetlendirmek
Rivayete göre Yıldırım Beyazıdın babası tarafından Bursa’da başlanmış olan Ulu Cami’nin inşaatını tamamlamaya çalışırken inşaatın ortasında fakir bir kadına ait olan bir evi satın almak istediğinde sahibi evi satmadığı gibi, ikna etmek de mümkün olmamış.
Bir süre sonra kadıncağız vefat etmiş. Araştırma neticesinde varisi çıkmadığından ev yıktırılıp yerine Ulu Cami ortasındaki havuz yaptırılmış. (Osmanlı Fıkraları, çamlıca Basım Yayın)
En güzel numune
Allahü Teala buyurdu ki: „
Bu ayet-i kerime şöyle tefsir ediliyor: „Bu ayet Resulullah’ın yalnız sözlerine değil, fiilleri ve halleriyle de kendisine uyulması icab ettiğini beyan ediyor. Yani Resulullah din ve ahlakın nazariyyatını tebliğ ile kalmamış; her zaman fiiliyyat ve tatbikatyla ve bütün incelikleriyle, kendisinde müşahhas olarak, güzel imtisal numunesi vermiştir. Siret-i Muhammediyye’de insanlıık alemi için her nokta-ı nazardan pek güzel numune vardır.“
Selamın Adabı
Selam, Cenab-ı Hakkın mukaddes isimlerinden biridir. „Esselamü Aleyküm“ tabiri „Sen Cenab-ı Hakkın koruması ve himayesinde ol“ demektir.
Allahü Teala, Nisa Suresi’nin 86. ayet-i kerimesinde „Size bir selam verildiği vakit ondan daha güzeli ile selamı alın veya -aynı ile- karşılık verin. Şüphesiz, Allahü Teala her şeyin hesabını görendir.“ buyurmaktadır.
Selam verirken (aleyküm)den sonraki her kelime için on sevap olduğunu Resulullah Efendimiz (s.a.v.), İmran bin Huseyn’in (r.a.) rivayet ettiği şu hadis-i şerifinde beyan etmiştir:
"Bir kişi Resulullah’ın huzuruna geldi ve „Esselamü aleyküm“ diyerek selam verdi. Resulullah selamını aldı. Resulullah „on (sevap)“ buyurdu. Sonra başka birisi geldi ve „Esselamü aleyküm ve rahmetullah“ diyerek selam verdi ve oturdu. Resulullah onun selamını da aldı ve „Yirmi (sevap)“ buyurdu. Sonra başka birisi geldi ve o da „Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berakatüh“ diyerek selam verdi ve oturdu. Resulullah onun selamını da aldı. Resulullah (s.a.v.) „otuz (sevap)“ buyurdu.“
Sünnet olan, yürüyenin oturana, binekli olanin yaya olana, atlının merkepliye, küçüğün büyüğe, azın çoğa selam vermesidir. İki kişi karşılaşınca ikisi de selam vermek icin teşebbüste bulunurlar.
Hadis-i şerifte önce selam vermenin faziletiyle alakalı olarak Resulullah (s.a.v.) „İnsanların Allahü Teala’ya en yakın olanı önce selam verendir.“ buyurmuştur.
Selam alan sesini yükseltmez.
Hulasa, her kim tarafından olursa olsun verilen selam, en az misliyle olsun alınmalıdır.