Selamın Adabı

Selam, Cenab-ı Hakkın mukaddes isimlerinden biridir. „Esselamü Aleyküm“ tabiri „Sen Cenab-ı Hakkın koruması ve himayesinde ol“ demektir.

 

İki müslüman karşılaşınca birinin diğerine selam vermesi bir sünnettir. Diğer müslümanın buna karşılık vermesi de farzdır.

Allahü Teala, Nisa Suresi’nin 86. ayet-i kerimesinde „Size bir selam verildiği vakit ondan daha güzeli ile selamı alın veya -aynı ile- karşılık verin. Şüphesiz, Allahü Teala her şeyin hesabını görendir.“ buyurmaktadır.

Selam verirken (aleyküm)den sonraki her kelime için on sevap olduğunu Resulullah Efendimiz (s.a.v.), İmran bin Huseyn’in (r.a.) rivayet ettiği şu hadis-i şerifinde beyan etmiştir:

"Bir kişi Resulullah’ın huzuruna geldi ve „Esselamü aleyküm“ diyerek selam verdi. Resulullah selamını aldı. Resulullah „on (sevap)“ buyurdu. Sonra başka birisi geldi ve „Esselamü aleyküm ve rahmetullah“ diyerek selam verdi ve oturdu. Resulullah onun selamını da aldı ve „Yirmi (sevap)“ buyurdu. Sonra başka birisi geldi ve o da „Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berakatüh“ diyerek selam verdi ve oturdu. Resulullah onun selamını da aldı. Resulullah (s.a.v.) „otuz (sevap)“ buyurdu.“
Sünnet olan, yürüyenin oturana, binekli olanin yaya olana, atlının merkepliye, küçüğün büyüğe, azın çoğa selam vermesidir. İki kişi karşılaşınca ikisi de selam vermek icin teşebbüste bulunurlar. 

Hadis-i şerifte önce selam vermenin faziletiyle alakalı olarak Resulullah (s.a.v.) „İnsanların Allahü Teala’ya en yakın olanı önce selam verendir.“ buyurmuştur.

Selam alan sesini yükseltmez.
Hulasa, her kim tarafından olursa olsun verilen selam, en az misliyle olsun alınmalıdır.

Uyumanın Adabı

Yatarken ve uyandığı zaman misvak kullanmak sünnettir. İbn-i Abbas (r.a.) Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in nezdinde gecelemişti. Peygamberimiz'in yatmadan önce misvak kullanıp abdest aldığını, uyandığı zaman da yine misvak kullanıp abdest aldığını bildirmiştir.

 

Sağ yanı üzerine, kibleye karşı yatmak müstehaptır. Sağ yanı üzerine yatmak mü'minin, sol yanı üzerine yatmak hükümdarların, sırt üstü yatmak peygamberlerin, yüzü koyun yatmak kafirlerin yatmasıdır. En doğrusu sağ avucunu sağ yanağının altına koyup, uyuyuncaya kadar Allah'ı zikretmektir. Yatarken ihlas ve Muavvizeteyni (Felak ve Nas surelerini) okuyarak ellerinin içine nefes edip ellerini yüzüne, başına ve diğer uzuvlarına sürmelidir. Hz. Aişe (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

 

"Peygamber Efendimiz (s.a.v.) her gece yatağına girerken, ellerini birleştirir, içine nefes eder ve ihlas, Felak ve Nas surelerini okur, sonra da gücü yettiğince vücüdunu meshederdi. Önce başından başlar, sonra yüzünü ve vücudunun diğer kısmını da mesheder ve bunu üç defa yapardı." Peygamber Efendimiz (s.a.v.);

 

"Gece Bakara suresinin son iki ayetini (Amenerrasulu'yü) okuyana bu iki ayet her şey için kafi gelir." buyurmuştur.

Kabir Ziyareti

Kabir ziyareti, ölümü ve ahireti hatırlattığı için erkeklere mendup, fitneden emin olunduğu zaman kadınlar için de caizdir. Hadis-i serifte "Sizi kabir ziyareti yapmaktan menetmiştim. Artık, kabirleri ziyaret ediniz, zira o ahireti hatırlatır." buyurulmuştur.

 

Kabir ziyaretinin bazı adabı:

Defin ve ziyaret gibi bir ihtiyaçdan olmadıkça kabirleri çiğnemek günahtır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Ateş koruna basmak kabre basmaktan ve kor üzerine oturmak kabir üzerine oturmaktan hayırlıdır." buyurmuşlardır.

 

Ayakta yapılan kabir ziyaretinde Fatiha'dan sonra on bir İhlas-ı Şerif okunur. Hz. Ali'nin (k.v.) rivayetinde Peygamber Efendimiz (s.a.v.); "Kabristana uğrayan kimse on bir İhlas Suresi okuyup ecrini ölülere hediye ederse kabristandaki ölüler adedince kendisine ecir verilir." buyurmuşlardır.

 

Kabir ziyaretinde Yasin Suresi'ni okuması müstehabdır. Hadis-i şerifte; "Kabristana giren kimse Yasin Suresi'ni okuyup sevabını ölülere hediye ederse Allahü Teala onlara asanlık verir ve okyana ölüler adedince hasenat (sevap) verir." buyurulmuştur.

 

Kabristanın ağacını kesmek ve yeşilliğini yolmak mekruhtur. Kuruları sökülebilir.

Duanın Adabından

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde; "Allah'tan bir şey dileyeceğiniz zaman, selavat-ı şerife ile başlayın. Zira Allahü Teala iki dilekten birini kabul edince diğerini reddetmeme hususunda daha keremlidir." (Yani bir duayı kabul edince, diğerini de kabul eder) buyurmuştur.

 

Ebu Süleyman Darani; "Allah'tan bir şey isteyen kimse önce salavat-ı şerife getirsin, sonra ihtiyacını istesin ve yine duasını salavat-ı şerife ila bitirsin. Zira Allahü Teala'nın iki taraftaki salevat-ı şerifeyi kabul ederken aradaki dileği de kabul etmemesi, onun keremine yakışmaz." demiştir.

« Önceki Sayfa |1 / 2 |