Ulu Cami ortasındaki havuz
Rivayete göre Yıldırım Beyazıdın babası tarafından Bursa’da başlanmış olan Ulu Cami’nin inşaatını tamamlamaya çalışırken inşaatın ortasında fakir bir kadına ait olan bir evi satın almak istediğinde sahibi evi satmadığı gibi, ikna etmek de mümkün olmamış.
Bir süre sonra kadıncağız vefat etmiş. Araştırma neticesinde varisi çıkmadığından ev yıktırılıp yerine Ulu Cami ortasındaki havuz yaptırılmış. (Osmanlı Fıkraları, çamlıca Basım Yayın)
Hz. Fatih Devrinde İlim Ve Ulema
Kahramanlıkla fazileti, imanla tekniği birleştirip cihangirliğini atalarından, hükümdarlık terbiyesi ve kumandanlık vasıflarını da babası Sultan ikinci Murad'dan öğrenen Fatih Sultan Mehmed Han'ın ilim aleminde de tartışılamayacak kadar büyük bir yeri vardır.
Fatih, şahsında tekamül ettirdiği ilim anlayışını memleketinin her köşesine yaymaktan geri kalmamıştı. Zeyrek ve Ayasofya medreselerini açtı. 1462'de inşasına başlanan ve 1470'te tamamlanan Fatih Camii etrafında meşhur Semaniye Medreselerini yaptırdı. Bunlara Osmanlı tarihinde semaniyye-i cennat-i ulum denilmiştir ki ilimlerin sekiz cenneti demektir. Külliyede; cami ile beraber bu sekiz medreseden başka, sekiz tetimme medresesi, tabhane, imaret, aşhane, müsafirhane, hamam, kütüphane, ilkmektep, muvakkithane, hastahane ve kervansaray vardı. Fatih Camii'nin geniş avlusunun önünde yapılan bu sekiz medrese, o zamanın üniversitesiydi. Talebeler burada hiçbir ücret ödemeden okur ve kalırlardı. Talebelerin ileri sınıflarda olanlarına para verilirdi. Külliyede vazifeli olanlar da burdada bir veya iki öğün yemek yerlerdi. Medresede vazifeli olan hocalar ve diğer vazifelilerin aldıklari maaş son derece yüksekti. Gerek talebelerin ve gerekse vazifelilerin hiçbir ihtiyacı ihmal edilmemiş, imarette verilen yemeklerin, lezzetli ve çeşitli olmasına da dikkat edilmiştir. (Osmanlı Tarihi, Çamlıca Basım Yayın)
Cönk
Cönk, eskilerin şiir yazdıkları, uzunlamasına açılan defterdir. Yani el yazması şiir kitaplarıdır.
Bolu-Seben yöresinde bulunan ve 19. yüzyılın sonlarına ait olan cönkten alınan beyitler:
- Ehl-i ilme hizmet eyle, kesb edegör marifet
Cahile yar olma kim, nadan olursun akibet.
- İnsanoğlu hilebazdır, kimse bilmez fendini
Her kime eylik edersen, sakin ondan kendini.
- Nazar etme bendi yıkık asiyabın çarkına
Sehavetsiz ağniyanın, kıbtiyandan farkı ne?
Lügatçe:
Kesb: Çalışıp kazanma. Nadan: Cahil. Fend: Yalan, hile. Asiyab: Su değirmeni, Sehavetsiz: Cimri. Ağniya: Zenginler. Kıbtiyan: Çingeneler.
Şeyh Şamil'in Vasiyeti
Şeyh Şamil'in kayınbiraderi Mehmed Fazıl Paşa, Rusya'dan tahsil gördükten sonra İstanbul'a gelerek Osmanlı ordusuna intisap etmiş, Devlet-i Aliyye hizmetinde birinci ferik(korgeneral)liğe kadar yükselmiştir.
Birinci Dünya Harbi esnasında Irak cephesinde harp ederken 8 Mart 1916'da Kutülemare önünde şehadet mertebesine erişen Mehmed Fazıl PaŞa, Şeyh Şamil'in kendilerine yaptığı vasiyeti şöyle nakletmiştir: "Biz Rusya'da iken bir gün Şeyh Şamil, evlat ve akrabalarını nezdine davet etti ve Kafkasya'yı Ruslardan geri almak için her fırsattan istifade ederek ve son ferdimiz kalıncaya kadar calışmamızı bize vasiyet ettikten sonra 'Kafkasya, Osmanlı padişahınındır. Moskoflardan kurtarır kurtarmaz mülkü sahibine teslim ediniz ve nasibinizi Memalik-i Şahane (Osmanlı ülkesi)'nin başka taraflarında arayınız. Kafkasya'da kalırsanız belki içinizden veya evladınızdan biri şeytana uyarak halife-i Islam'ı gücendirecek veya şüpheye düşürecek bir harekette bulunur.' dedi."