''Sultan Abdülaziz İle Alakalı Bir Tahlil''

Sultan Abdülaziz Han, Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) son derece hürmetkar bir padişah idi. Medine-i Münevvere'den ne zaman mektup gelse abdest tazeler, "Bunlarda Medine-i Münevvere'nin tozu var." diyerek öpüp alnına koyduktan sonra başkatibe okuturmuş.

 

Bir defasında da hasta yatağında yatarken Medine mücavirlerinden bir dilekçe gelmiş. Sultan, "Derhal beni ayağa kaldırınız. Haremeyn'den gelen talepleri ayakta dinleyeyim. Resulullah'ın (s.a.v.) komşularının talepleri, ayak uzatılarak dinlenmez." demiştir.

Uyumanın Adabı

Yatarken ve uyandığı zaman misvak kullanmak sünnettir. İbn-i Abbas (r.a.) Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in nezdinde gecelemişti. Peygamberimiz'in yatmadan önce misvak kullanıp abdest aldığını, uyandığı zaman da yine misvak kullanıp abdest aldığını bildirmiştir.

 

Sağ yanı üzerine, kibleye karşı yatmak müstehaptır. Sağ yanı üzerine yatmak mü'minin, sol yanı üzerine yatmak hükümdarların, sırt üstü yatmak peygamberlerin, yüzü koyun yatmak kafirlerin yatmasıdır. En doğrusu sağ avucunu sağ yanağının altına koyup, uyuyuncaya kadar Allah'ı zikretmektir. Yatarken ihlas ve Muavvizeteyni (Felak ve Nas surelerini) okuyarak ellerinin içine nefes edip ellerini yüzüne, başına ve diğer uzuvlarına sürmelidir. Hz. Aişe (r.a.) şöyle rivayet etmiştir:

 

"Peygamber Efendimiz (s.a.v.) her gece yatağına girerken, ellerini birleştirir, içine nefes eder ve ihlas, Felak ve Nas surelerini okur, sonra da gücü yettiğince vücüdunu meshederdi. Önce başından başlar, sonra yüzünü ve vücudunun diğer kısmını da mesheder ve bunu üç defa yapardı." Peygamber Efendimiz (s.a.v.);

 

"Gece Bakara suresinin son iki ayetini (Amenerrasulu'yü) okuyana bu iki ayet her şey için kafi gelir." buyurmuştur.

Samimiyet Mükafatı

Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'u fethettikten sonra şairler, padişaha kasideler yazıp tebrik ederler. Hünkar her birine bol bol ihsanlarda bulundu. Bir gün, Anadolu'dan yeni gelmiş bir şair de şu iki mısrayı göndermiş:

 

A devletli hünkarimiz, sabahınız hayır olsun

Yediğin bal ile kaymak, güzergahın çayır olsun.

 

Hz. Fatih, şairi huzuruna davet ederek pek çok ihsanda bulundu. Yakınları:

 

-"Efendimiz, kiymetli kasideler yazanlara daha az ihsanda bulunduğunuz halde, bu iki satıra acaba niçin bu kadar iltifat buyurdunuz?" diye sorarlar.

Fatih Sultan Mehmed şu cevabı verir:

 

-"Bu beyti hepsinden daha samimi bulduğum için... Çünkü o ömründe, en lezzetli yiyecek olarak bal ve kaymağı biliyor, en güzel yer olarak da çayırı... Bunlardan daha iyi bir şey görmemiş ki bana onları layık görsün!"

Anne Ve Babanın Evladına Karşı Vazifeleri

Çocuğa güzel isim koymalı.

Akika kurbanı kesmeli.

Helal ile rızıklandırmalı, büyütmelidir.

Dinine ve dünyasına ait bilgileri öğretmelidir.

Sevgide mütedil olmalıdır. Sevgi, çocuğun terbiyesine mani olacak bir zafiyet haline gelmemelidir.

Çocuğa şefkatle yaklaşmalı, eziyet etmemelidir.

Evladının hayır ve hidayetini niyaz edip, bedduada bulunmamalı.

Güç yetiremeyeceğini tahmin ettiği işi yüklememeli.

Çocuklar arasında adaletli davranmalıdır.

Çocuklara kötü örnek olmamalı.

Kar-koca mahremiyetini çocuklardan gizli tutmalıdır.

« Önceki Sayfa |1 / 22 | Sonraki Sayfa »